Mayıs şehitleriyle somutlaşan direniş geleneği Türkiye ve Kurdîstan devriminin özgürlük kararlılığıdır

Emine Erciyes

ff

Bir mayıs ayına daha girerken öncelikle mayıs ayının şehitler ayı olarak anılmasına vesile olan başta Türkiye ve Kurdistan

devrim önderleri olmak üzere tüm devrim şehitlerini saygıyla anıyoruz. Mayıs hem dünya devrim tarihinde önemli bir anlama sahiptir hem de Türkiye ve Kurdistan devrim tarihi açısından dönüm noktası anlamını ifade eden şahadetlerin yaşandığı bir aydır. Mayıs ayı tarihe direnişler ve şahadetlerin yaşandığı bir ay olarak girmiştir. Bu kadar kahramanlık ve direnişin bu aya denk gelmesinin tarihsel bir anlamı vardır.

Öncelikle işçi bayramı olarak kutladığımız 1 Mayıs direnişi bu ayın direniş karakterini belirlemektedir. Türkiye devrimi öncülerinden olan Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan Türkiye devriminin dalga dalga yükselişine öncülük eden devrimcilerdir. Türkiye devriminin bu önder kadroları T.C. devleti tarafından 6 Mayıs’ta idam edilerek devrim hareketi bastırılmak istenmiştir. Yine Türkiye devriminin öncülerinden, sır vermeyip ser verirce gösterdiği direnişiyle sembolleşen İbrahim Kaypakkaya’nın şahadeti 18 Mayıs’ta yaşanmıştır. Kurdistan özgürlük mücadelesinin öncülerinden Haki Karer yoldaşın katledilişi de yine bir 18 Mayıs tarihine denk gelmiştir. Ve Kurdîstan özgürlük mücadelesine zindanlarda dayatılan teslimiyet ve imhaya karşı bedenlerinde tutuşturdukları özgürlük ateşini birleştirerek direnişi yükselten Ferhat Kurtay ve yoldaşlarının eylemi bir 18 Mayıs tarihinde gerçekleşmiştir. Tüm bu direnişler Mayıs’ı bir şehitler, kahramanlar ve direnişler ayı kılıyor. Bu nedenle her yıl mayıs ayı, tüm devrime ve özgürlüğe gönül verenler için, direniş bayrağını yükseltme kararlılığıyla cevap olma arayışını güçlendirme ayıdır. Bu, tarihe karşı olan borcumuz ve sorumluluğumuzdur.

Mayıs ayının doğadaki ya da evrendeki anlamını en güzel Kürtçe ismi ifade eder, Gulan yani güller ayı. Bahar yenilenmenin coşkusuyla envai renkli, mis kokulu çiçeklerle süslenir. Yaşam coşkusudur baharla dile gelen.  Mayıs baharın bayram coşkusudur doğada. Mayıs ayı nasıl baharın en güzel aylarından biriyse insanlar için de o kadar bayram tadında yaşanılası bir aydır. Bayramlar insanların neşe, mutluluk içinde geçirdiği mutluluğun kutsal olduğu günleri ifade eder. İnsanların sömürüsüz, egemensiz yaşadığı çağlarda bayramlar baharın başlangıcı ile özdeştir bu nedenle. Sömürünün insanlığın başına bela olmasıyla birlikte artık direniş günleri bayramlaşmıştır. Kapitalizmin katliamcı, sömürgeci zihniyetine karşı çağımızda bayramlar direniş günleri olarak anlam kazanmıştır. Kapitalist çağda bayramlar insanların dertisiz, tasasız, kardeşçe günleri paylaştıkları günler değildir. 1 Mayıs işçilerin direnerek özgürlük aradıkları gün olarak bayramlaşmıştır. Direniş bayramlarının amacı, sömürüsüz, kardeşçe, kolektif bir yaşamın yaratılma mücadelesini yükseltmedir. Bu anlamda her yıl işçiler sokaklara dökülmekte, özgürlük özleminin verdiği ruhla direnmektedirler.  1 Mayıs işçilerin direniş bayramı vesilesiyle tüm yaşamı bayram tadında yaşanacağı günleri yaratana kadar direnişe devam diyoruz.

Denizler, Türkiye’de devrimci geleneğin parlayan kızıl yıldızıdırlar

Mayıs ayı baharın en canlı, renkli aylarından olduğu gibi sömürgeciliğe karşı direnişin başlamasıyla direnişin en büyük sembolleriyle süslenmiş bir aydır. Dünya devrim tarihi açısından bunu 1 Mayıs temsil ederken, Türkiye’de Denizlerin, Mahirlerin ve İbrahimlerin mücadelesi Türkiye devriminin zirvesel bir dönemini ifade eder. Tüm dünyayı sarsan 68 Gençlik Hareketi Türkiye gençliğini de harekete geçirmiştir. Türkiye’de gençlik hareketinin öncüleri Denizler, Mahirler ve İbrahimler önderliğinde gelişmiştir. Türkiye devrimi açısından Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslanlar, tarihe yön veren öncü kişiliklerdir ve Türkiye’de devrimci geleneğin parlayan kızıl yıldızıdırlar. İbrahim Kaypakkaya yine Türkiye devriminin öncülüğünde ideolojik, teorik, eylemsel bir duruş kadar, direniş çizgisinin karakterini yaratmıştır. Kendisine dayatılan işkencelere karşı ser verip sır vermeyen direngen duruşuyla düşmanı kahretmiş ve devrimci iradenin yenilmezliğinin sembolü olmuştur. Yükselen bu devrimci dalgaya karşı faşist devletin yaklaşımı idam, işkence ve katliam olmuştur. Onların katledilmesiyle Türkiye devrimi daha başlangıç adımlarında boğulmak istenmiştir. Oysaki katliamlar direnişi kırmamış bugüne kadar içten içe büyüyerek gelmesini sağlamıştır. Türkiye devrimci hareketleri hala Denizlerin, Mahirlerin ve İbrahim Kaypakkayaların yarattığı direniş geleneği üzerinden özgür Türkiye, özgür toplum mücadelesi vermektedir. Çünkü devrim ateşi bir kez tutuştu mu bir daha sönmeyen bir ateştir.

PKK’nin kurucu öncülerinden olan Haki Karer yoldaş, Türkiye ve Kürdistan devrimlerinin birbirine bağlı olduğu, direnişin iç içe ve birlikte yürütülmesi gerektiğini şahsında somutlaştıran devrimci önderdir. Önder Apo’nun Kürdistan devrimi adına yola çıkarken belirttiği, “Kürdistan sömürgedir” sözünde somutlaşan direnişe, önce sömürgeciliğin en derin dayatıldığı yerden başlanılması gerektiği bilincidir. Aynı zamanda Önder Apo’nun en yakın takipçileri ve uygulayıcıları olan Haki Karer ve Kemal Pir yoldaşlar Türkiye’nin tüm halklarına dayatılın sömürgeciliğin kırılmasının Kürt halkına dayatılan sömürgeciliğin kırılmasından geçtiğinin bilinciyle yola çıkmışlardır. Haki ve Kemal yoldaşların Kürdistan devrimindeki duruşlarının ideolojik anlamı; “Kürdistan devrimi Türkiye devrimidir” şeklindedir. Kürdistan özgürleşmeden Türkiye devletinin baskısı ve sömürüsü altındaki hiçbir halk özgürleşemez. Sömürünün en derin dayatıldığı toplumsal halka direnişçilerin ilk başlayacakları noktadır. Çünkü en derin halka diğer sömürü alanlarının da karakterini belirler. Bir halklar mozaiği olan Anadolu ve Kürdistan coğrafyasında inşa edilen Türkiye Cumhuriyeti ulus devlet faşizmiyle buraları bir halklar mezarlığına çevirme zihniyetiyle inşa edilmiştir. Buna karşı halkların yapacağı birlikte, omuz omuza direniştir.

Haki yoldaş özgürlük hareketimizin ilk şehidi olmuştur. Egemen sistemin ilk hedef olarak Haki yoldaşı seçmesi özgürlük hareketimizin doğuş karakterinde yatan halkların kardeşliği felsefesine bir saldırıdır. PKK daha oluşum aşamasında ulusal çıkarlar değil, özgürlük ilkesi temelinde halkların birliğini esas almıştır. Kapitalizmin milliyetçilik zihniyeti öyle sinsi bir hastalıktır ki devrimci hareketlere bile sızmıştır. Milliyetçilik devrimci hareketleri bile ulusal farklılık üzerinden parçalamıştır.  PKK daha kuruluş aşamasında bu tuzağa düşmeden kendini kurtarmıştır. Sömürge halk olarak Kürt halkının özgürlüğü esasıyla yola çıkmakla birlikte, daha kuruluşunda halkların kardeşliği ilkesi vardır. Önder Apo, bugün bunu demokratik ulus anlayışı olarak özgürlük paradigmasının toplumsal formu  şeklinde somutlaştırmıştır.

Devrimcilik halkların ortak ruh ve amaçla egemen sisteme karşı mücadelesidir. Egemenler nasıl halklara topyekun sömürü dayatıyorsa, karşıt direniş de yekvücut olmalıdır. Kurulacak özgür toplumda tüm halkların kendini özgürce ifade edebildiği, tarihini, kültürünü, dilini özgürce yaşatabildiği bir toplumsal sistem olmalıdır. Haki ve Kemal Pir yoldaşlar şahsında PKK’de somutlaşan devrimin bu bütünlüklü özüdür.  Henüz oluşum aşamasındaki bir hareketin nasıl gelişeceği ilk katılımcılarının yaklaşımlarıyla belirlenir. Büyümüş, geleneği oluşmuş bir hareketi bireylerin etkilemesi o kadar kolay değildir. Fakat kurucular hareketlere kendi katılımlarıyla şekil verirler. Haki yoldaş, duruşu ve katılımıyla, PKK hareketi geleneğinin oluşum karakterini verenlerdendir.

 

PKK’de direniş geleneği zindan direnişleriyle somutlaşmıştır

Ferhat Kurtay yoldaş şahsında Dörtler PKK çizgisinin zindanlardaki yankısı olmuşlardır. Henüz oluşum aşamasında iken özgürlük hareketini zindanlarda boğmak isteyen devlete karşı, Onlar bedenlerini özgürlüğe ateşten siper etmişlerdir. Zindan direnişleri PKK tarihindeki önemli dönüm noktalarından biridir. PKK’nin direniş geleneğinin keskinliği zindan direnişleriyle somutlaşmıştır. Zindan direnişçileri, en zor koşullarda, işkence altında bile özgürlüğün yaşanılır, yaratılır olduğunu göstermişlerdir. Ruhu özgür olanlar en ağır işkence, zulüm ortamlarını özgürlük adına direniş kalesine çevirebilirler. Mazlum yoldaş bunun Newrozlaşan öncüsüdür. 14 Temmuz direnişçileri özgürlüğü bedenini damla damla eriterek yaratmanın sembolüdürler. 18 Mayıs günü bedenlerini birlikte ateşe veren Dörtler ise özgürlük ateşinin nasıl bir ortak ruh olduğunun temsili olmuşlardır. Bedenlerini birlikte ateşe veren Ferhat Kurtay, Mahmut Zengin, Eşref Anyık ve Necmi Öner yoldaşlar, özgürlük arayışçılarını işkenceyle teslim almaya ve iradesizleştirmeye çalışan faşizme karşı, özgürlük iradesinin ateşten direnç sembolü olmuşlardır. Bunu en iyi kendilerinin şu sözleri ifade eder. Bedenlerinde tutuşturdukları özgürlük ateşini söndürmeye kalkan yoldaşlarına; “ateşi söndürmek ihanettir, ateşi gürleştirin” demişlerdir.

Tüm Türkiye ve Kurdîstan Mayıs şehitleri, hem yaşamlarıyla hem mücadele duruşlarıyla hem de şahadetleriyle, devrim mücadelesinde dönüm noktası olacak tarihi roller oynamış kişiliklerdir. Denizler idama giderken “özgürlüğü direnen Türkiye ve Kurdîstan halklarının ortak mücadelesi yaratacaktır” sözleriyle halklar için mücadelenin yol haritasını belirtmiştir. Türkiye devrimi açısından İbrahim Kaypakkaya’nın ser verip sır vermeyen zindan direnişi devrimci direnç çizgisini yaratırken, Kürdistan devrimini doğmadan boğmak isteyen zindan işkence sistemine karşı Mazlumlar, Kemal Pirler ve Dörtler PKK’nin direniş çizgisinin keskinliğini belirlemişlerdir.

Bizler bugün özgürlük mücadelesinin savaşçıları belki Denizleri, İbrahimleri, Mahirleri görmedik, ama devrimciliği onların dilden dile dolaşan efsaneleriyle tanıdık.  Haki Karer’i, Dörtleri birebir tanımadık ama mücadelemizin her adımında onların yarattığı direniş ruhuyla karşılaşıyoruz. Bir devrimci nasıl yaşar, nasıl savaşır, nasıl direnir, düşmana nasıl cevap verir?  tüm bu soruların cevabını Mayıs ayında şahadete ulaşan öncü önder, devrimci kişiliklerden öğrendik. Düşman bir devrimciyi idama götürürken, işkenceyle katlederken devrimcinin duruşundaki yiğitlik, heybet ve gurura karşın, nasıl yine kahrolan düşman olur; onların direnişlerinden öğrendik. Bizler onların zamanında yaşamadık, onlarla o günlerde yoldaş olamadık. Ama onlar bizimle bugün hala yoldaştırlar. Bugün onlar hala devrim önderidirler; Türkiye devrimine öncülük etmekteler. Yaktıkları özgürlük ateşi Kurdîstan devrimiyle her gün daha da büyümektedir. Devrim, özgürlük, direniş deyince akla Denizce duruş, eylem, söz gelir, İbrahim Kaypakkaya gibi bilinç, emek, direnç gelir. Haki Karer gibi inanç, emek, kararlılık gelir. Dörtler gibi gözünü kırpmadan ölüme yürüyen özgürlük tutkusu gelir. “Devrimciler ölmez” sözü işte böylece onlarla somutluk kazanıyor. Onlar bugün Türkiye ve Kürdistan özgürlük mücadelesinde yaşamaktalar. Devrim saflarına katılan her bir yoldaş Denizleri daha da büyütüyor, Hakileri halkların renkleri ve zenginliğince çoğaltıyor. Büyüyen kavga, büyüyen mücadele İbrahimlerde ve Dörtlerde somutlaşan direniş düşmanı daha da kahrediyor. Mayıs şehitlerinin temelini attığı devrimci gelenek, direniş çizgisi, bugün mücadele çizgimizin temeli anlamına geliyor. Bizler onların yarattığı çizginin sağlam temelleri üzerinde devrimci mücadelede güvenle ilerliyoruz, aydınlattıkları özgürlük yolunda ilerleyerek özgürlüğü inşa etme kararlılığındayız. Mücadelemiz onların çizgisidir; onların direniş ruhuyla zafere kadar mücadele etmek tüm şehitlere yoldaşlık sözümüzdür.