Kadın Özgürlüğü Orta Doğu Halklarının Umududur

guncel 2019 ocak

Yeni bir yıla giriyoruz. Verdiğimiz mücadelenin ülkemize, halkımıza, kadınlara özgürlük getirdiği, vereceğimiz mücadelelerin de zaferi gerçekleştirmesi inancı ve umudunu bir kez daha yılın başında belirtiyoruz. Şimdiye kadar verilen mücadele bize özgür bir ülkede özgür yaşamın ne olduğunu, nasıl gelişeceğini gösterdi. Bu yüzden yarım adım bile geri atılamayacak düzeyde aksine koşar adımlarla zafere yürümede inatçıyız, özgürlüğe tutkuluyuz. Çünkü Ş. Haki Karer, Ş. Agit, Beritan, Zilan, Sema, Sara, Rojbin ve Ronahi yoldaşların emri budur.

İşgalci güçlerin hesaplamadığı, hesaplasalar da yenemedikleri hakikat budur.

Geçen 27 Kasım’da Partimiz PKK’nin yıldönümünde gerillanın eylemleri, törenleri ile Kürt halkının yaşadığı dünyanın her yerinde PKK’nin doğuşu kutlandı. Bu kutlamalarda gerilla; eylemleri ile zaferi sağlama iddiasının mesajını düşmana bir kez daha gösterdi. Halk toplantılarında, gazetelerde, dergilerde, röportajlarda PKK’nin anlamı ve oluşturduğu özgürlük düzeyi üzerine yazıldı, çizildi, konuşuldu. Her arkadaş; devrim yaşamı boyunca özellikle böylesi tarihi yıl dönümlerinde PKK’nin sırrını bulmaya çalıştı. Evet; Kürdistan’da devrimin başladığı günden bu güne kadar Önderlik gerçeği her özgürlük hamlesi gerçekleştirdiğinde buna karşı işgalci güçler karşı darbeyi uygulamada geri durmamıştır. Ve yıllarca bu mücadele böyle gelişerek ülkemizde tarihi özgürlük değerleri oluşmuştur. Peki, yıllarca işgal, komplo, saldırılar ve her geçen gün daha da yoğunlaşmasına rağmen Partimizin; görkemli duruşunu ve halklara özgürlük inancı vermesinin sırrı nedir. Darbelerden, işgallerden koruyan sır nedir. Aslında bu sır açıktadır. Bu sır; sürekli kendisini ifade etmektedir. Önderlik gerçeği’nin Devrimi başlattığı günden bu yana ortaya koyduğu zafer perspektifleri ve gerilla gücünün de bu zafer perspektiflerini öncü konumuyla uygulama iradesi ve inancıdır. İşte PKK’nin yenilmezliğinin sırrı; zafer inancı ve bu inanç doğrultusunda gösterdiği çaba ve iradedir. Gerillalar, kadınlar ve halk olarak zafer inancı ile giriyoruz yeni yıla. Çünkü inancımız ve bu temelde göstereceğimiz çaba ve mücadele; önümüzdeki sürecin gidişatını belirlemektedir.

Önderliğimizin tarihi, destansı direnişi devam ediyor. Bu yıl 21. Yılına girmiştir. Önderlik direnişi Kürdistan ve Ortadoğu’daki önümüzdeki sürecin gidişatını belirlemektedir. Önderliğin direnişine anlam verme çabası önümüzdeki dönem ülkemizde nasıl bir siyasi durum ve mücadelenin gelişeceğini anlamamızı kolaylaştırmaktadır.

Bu yıl Kadın özgürlük mücadelemizin özgür yaşam ve savaş çizgilerini kahramanlık eylemleri ile oluşturan Gülnaz Karataş- Beritan arkadaş’ın eyleminin ve şehadetinin yirmi yedinci yılına girdik, Zeynep Kınacı-Zilan arkadaş’ın eyleminin yirmi üçüncü yılına girdik. Bu eylemler ve direnişler, Kürdistan halkında ve kadınlarında yaşam- savaş ve irade gücünü ortaya çıkardı. Mücadele çizgisi demek, özgür yaşam değerlerinin toplamı demektir. Ülkemizde nasıl yaşanılacağının, nasıl savaşılacağının, nasıl varolunacağının tarihi birikim ve güç dayanağı olduğu gibi geleceğimize de perspektif olmaktadır, ışık olmaktadır. Tarihi direniş çizgilerimizin oluşturduğu perspektif ile düşmanı takip etme ve buna karşı mücadele bilincimizin derinliği de önümüzdeki dönemin nasıl gelişeceğine dair bize veriler sunmaktadır.

Geçen Aralık ayında Maraş katliamının, Roboski katliamının yıldönümlerini yaşadık. Bu Ocak ayı içerisinde Paris katliamı ile Sara, Rojbin ve Ronahi arkadaşların şehadetlerinin yıldönümlerini yaşıyoruz. Düşman gerçekliği budur. Katliamdır, komplodur. Yaşamımızın her anında düşmana karşı mücadele bilinci ile kendimizi donatarak harekete geçmek, eyleme geçmek önümüzdeki dönemde işgalci güçlere karşı güçlü bir duruşu ortaya çıkaracaktır.

Üçünçü dünya savaşı yayılarak ve kapsamlılaşarak devam etmektedir. Her geçen gün halkların toplumsal yaşamlarını etkileyip alt üst etmektedir. Bu savaş Kürdistan ve Ortadoğu’da daha da yayılmaktadır. Özgürlük mücadelemiz de her geçen gün tüm yoğunluğuyla devam etmektedir. YJA-STAR öncülüğünde yürütülen Kadın özgürlük mücadelemizin oluşturduğu dinamizm ve etkileyiciliği ile Özgürlük Hareketimiz; 3. Dünya savaşında hegemonik ve işgalci güçlere karşı Demokratik Modernitenin temsili ve temel gücünü oluşturmaktadır. Amacımız elbette Kadınların başta Kürdistan, Ortadoğu olmak üzere kadınların birliğini özellikle zihniyet birliğini sağlayarak erkek egemenlikli zihniyet ve sisteme karşı durmak, kadınların özgür savunmasını gerçekleştirmek ve alternatif bir yaşam ve mücadele gerçeğini ortaya çıkartmaktır.

Yeni bir yıla girildi. Geçen yıl içerisinde Dünya savaşı kapsamlı ve yaygın bir şekilde yürütüldü. Bu savaş yoğunlukla başta Suriye, Kürdistan, Irak ve Ortadoğu’nun birçok ülkesinde yaşandı. Bu savaşı yürüten her hegemonik güç başta ABD, Rusya olmak üzere çıkarları doğrultusunda planladıkları gibi istedikleri sonuca ulaşamamışlardır. Bölge güçleri özellikle Türkiye, İran Devletleri de istedikleri sonucu alamamışlardır.

Hem hegemonik güçler, hem bölge güçleri kendi aralarında çıkarları doğrultusunda Cenev, Soçi, Astana... Gibi toplantı serileri bunu daha çok Suriye’de çözüm adı altında yapmaktadırlar. Gelinen aşamada görülüyor ki hiç bir toplantı ve bu toplantılarda ortaya çıkan anlaşma ve sözleşmeler çözüm ortaya çıkarmamaktadır. Çözümsüzlüğün nedeni; savaşı yürüten hegemonik güçler işin başında çıkarları temelinde savaşı yürütmekte karar sahibidirler. Çünkü her hegemonik güç kendi çıkarına göre görüş sahibidir. Yani o toplantılarda ortaya çıkan çıkarların, menfaatlerin dile getirilişidir, siyaset görüşleri ile hangi gücün çıkarı hangisinin üstesinden gelebilirse o kazançlı çıkmaktadır. Güçler birbirini ortak çıkarda buluşmaya zorlamaktadır. Ortak çıkarlarda buluştuklarında alanlar pervasızca, vahşice işgal edilmektedir. Halkların yaşadığı yurtları güçler birbirine pazarlamaktadır, işgal etmektedir. Geçen yıl bu daha çok Suriye’de Rojava’da yaşandı. Afrin’in işgal edilmesi gözler önündedir.

Geçen yılın başında Afrin’in işgali 3. Dünya savaşının niteliğini ve Ortadoğu-Kürdistan’daki gidişatını ortaya koymuştur. Geçen yılın başında Özgürlük hareketimizi zayıflatmak, özellikle Rojava’da büyük bedeller vere vere sağladığımız kazanımları tasfiye etmek amaçlı hegemonik ve işgalci güçler harekete geçmişlerdir. T.C. Devleti 2018 yılını kendi çıkarları ve iktidarı için çok iddialı planlayarak bizi tasfiye etmek için her saldırıyı gerçekleştirdi. Erdoğanın hedefi özgürlük hareketimizi tasfiye ederek sadece bölge içerisinde etkili bir devlet olmayı değil bunu da aşarak dünya içerisinde etkili, yetkili bir devlet olmayı planlamıştır. Buna kamuouyunu ve bölge güçlerini de inandırmak istedi. Bu amacına bizi tasfiye ederek ulaşmak istemektedir. Ki zaten bu bir yıl içerisinde yürüttüğü siyasi-askeri saldırı ve yönelimlerinin temelinde bu vardı. Özellikle bu yıl içerisinde komuta-yönetim kadememize yönelik askeri operasyon ve saldırıların gerçekleşmesi, ABD-Rusya gibi hegemonik güçlerle komplo planlamalarını hedeflemekle hedeflerini uygulamak istemektedir.

Verilen savaş ve mücadelelerle Demokratik-Ekolojik-Kadın özgürlükçü paradigması ve bu doğrultuda halkların özgür örgütlenme ve yaşam sistemi olan Demokratik-Konfederal sistemin örgütlenmesinin zemini ortaya çıkmıştır. Bu sistemin salt Kürdistan’da yaşayan halklar için değil Ortadoğu’da yaşayan halklar için özgürlük umudu olmuştur. Önderliğimizin tarihi-destansı İmralı direnişinde ortaya koyduğu felsefe ve ideoloji halkların özgürlük arayışına cevap olmuştur. Böylelikle 3. Dünya savaşının en yoğun yaşandığı Ortadoğu coğrafyasında Önderliğimizin Demokratik Modernite çözümü gündeme gelmiş, özgürlük ve demokrasi arayışında bulunan güçler, halklar bunu tartışmaktadır, buna göre örgütlenme arayışına gitmektedir. İşte bu temelde özellikle son dört yıl içerisinde özgürlük hareketimizin sağladığı gelişmeler özellikle Rojava Devrimi hegemonik güçlerin bölge içerisinde özellikle Suriye-Rojava’daki çıkarlarını, hesaplarını boşa çıkarmıştır. Demokratik Modernite doğrultusunda yürütülen özgürlük mücadelemiz bu dünya savaşını yürüten her hegemonik güç için ciddi bir engel olmuştur. Her hegemonik gücün planladığı gibi çıkarına göre gelişme yaratamamasının bir çok nedeni olsada bunlardan en önemlisi ; Özgürlük mücadelemizin geliştirdiği irade ve güç olmaktadır. Kürt halkının iradesi ve amaçları hesaplanıp görülmek durumundadır. İşte bu yüzden dünya savaşını yürüten güçler geçen yılın başında özgürlük hareketimizi ezme, zayıflatma, Rojava devrim kazanımlarımızı tasfiye etme temelinde ortak çıkar paydasında anlaştılar. Zayıflamış, son dört beş yılda elde ettiği kazanımları elinde alınmış özgürlük hareketi hegemonik ve işgalci güçlerin işine gelecektir. Bu yüzden Afrin işgalinde tüm güçler birleştiler, sessiz kaldılar, tepki ortaya koymadılar. Afrin işgali; varlığını koruyan, özgürlüğünü sağlayan ve bu temelde devrimci halk savaşını yürüten Kürt halkına karşı komplodur. Halk katledildi, yurdundan sürgün edildi. Elbette bizim açımızdan büyük bedeller verildi. Ancak Afrin savaşı ve direnişinde elbette büyük zorluklar yaşandı, bedeller verildi şunu belirtmek mümkün ki; felsefik ve ideolojik olarak görüp değerlendirdiğimizde direnen ve özgür iradesini her koşulda geliştiren ve bu temelde kazanan özgürlük hareketimiz ve devrimci halk savaşında ısrar eden Kürt kadınları ve Kürt halkıdır. Çünkü hegemonik ve işgalci güçler bir oldu ki Afrin işgali ile özgürlük hareketimizi teslim almak, Kürt halkının iradesini kırmak için günlerce saldırdılar. Bu koşullarda özgürlüğü için direnmek ve savaşmak en onurlu bir kazanım olmaktadır. Tıpkı 2015-2016 yılında Bakur-özyönetim direnişlerinde olduğu gibi Kürdistan’da işgalci güçleri çıkarma ve bu temelde demokratik-özgür toplumsal sistemini örgütleme temelinde örgütlediği ve bu temelde verilen direniş savaşında olduğu gibi. Kadınlar, gençler başta olmak üzere Kürt halkı Bakurê Kurdistan’da işgalci güçlerin en üst düzeyde teknik donanımları ile pervasızca, vahşi saldırıları karşısında zaferi gerçekleştirene kadar mücadele edeceklerini kahramanca savaş ve direnişlerle ifade ettiler. Bakure Kürdistan’da yürütülen işgal saldırıları, Afrin’de gerçekleşen işgal Kürdistan’da sağlanılan özgür yaşam ve mücadele iradesini kırmak, teslim almak amaçlıydı. Gelişen direniş; işgalci güçlerin teslim alma ve tasfiye etme politikalarını bir kez daha boşa çıkarmıştır. Ortaya çıkan sonuç; tüm dünyanın işgalci güçleri üzerimize gelse de teslimiyete asla diyerek direniş ve savaş iradesidir.

Bu yılın Aralık ayının ilk günlerinde Rojava-Amude’de Afrin işgali ve özgürleştirilmesi gündeminde yapılan üç günlük toplantıya dünyanın bir çok yerinde temsiller gelip katılmıştır. Böylesi toplantılarda da ortaya çıkan şu ki ne işgal gerçekleşirse gerçekleşsin kazanan Kürt halkının özgürlük mücadelesi olmaktadır.

Hegemonik güçlerin desteğini alarak Afrin’i işgal etmeyi başarı sanan T.C. faşizmi; Afrin’den sonra Medya Savunma alanlarını işgal etmeyi planladı. Lelikan’da başlayarak devam etmek istedi fakat bunun karşsında gerilla direnişi ve savaşı gelişince durakladı. Gerilla eylemleri ile çok darbe aldı. Esas hedefi Medya savunma alanlarını işgal ederek özgürlük hareketimizi merkezden tasfiye etmekti. Yıl ortasında gördü ki tasfiye planlamaları sonuç almayınca daha şiddetle her günü diğer günden daha yoğun teknik bombardımanlarla saldırdı. Yıl sonuna geilndiğinde görülen o ki, AKP-MHP faşizmi planlamalarına göre sonuç alamamıştır. Ama önümüzdeki dönemde 2019 yılında Rojava devrimini tasfiye etme amaçlı komplo politikalarını yine planlayacaktır. Bu konuda uluslararası hegemonik güçlerden özellikle ABD’den destek görecektir. Çünkü ABD; Rusya ile çekişmesinde Türkiye’ye muhtaç kalacaktır, böylelikle Türkiye’nin Rojava Devrimine yönelmesine destek verecektir. ABD özellikle askeri saldırılar konusunda gözyumup destek vermekle birlikte ideolojik saldırıları planlayıp uygulayacaktır. Bunu daha çok Rojava Devrimini; Özgürlük Hareketinden koparma, devrimin ideolojisini liberalleştirme yönünde saldırıları ortak planlayacaktır. Rusya açısından da; İdlıb meselesi gündeminde Kasım ayının son günlerinde yapılan görüşmelerde Rusya; T.C. faşizminin Suriye-Rojava politikalarından rahatsız ve bu yüzden daha da yayılıp hakim olmasını engellemektedir ve önümüzdeki dönem öyle görülüyor ki daha çok ket vuracaktır. Yine öyle görülüyor ki, Suriye gündeminde yapılan toplantıların sonuçlarına baktığımızda ABD-Rusya çekişmesi 2019 yılında da devam edecektir. Bu çekişmeler bölge devletlerini İran’ı, Türkiye’yi karşılıklı çıkarlar doğrultusunda zaman zaman güçlendirecek, zayıflatacaktır da.

3. Dünya savaşını yürüten hegemonik güçler Başta ABD, Rusya olmak üzere öyle görülüyor ki önümüzdeki dönem; Ortadoğu’daki özellikle Suriye, Kürdistan, Irak, Mısır, Yemen zemininde savaşı devam ettirmek için siyasetlerini, savaş planlamalarını ortaya koymuş durumdalar.

Böylesi yoğun, çıkar çatışmaları, iktidar ve paylaşım savaşları ortamında Özgürlük hareketi olarak; başta kadın ve genel savunma güçlerimizi daha nitelikli, yaygın örgütlemek, niceliğini arttırmak ve her koşulda devrimci halk savaşına hazır hale getirmektir. Özsavunma çalışmalarıyla birlikte halkı, kadınları Demokratik Konfederal sistem esaslarında örgütleme çalışmalarını en yüksek tempo ve tarzda örgütlemektir.

Geçen ayın ilk haftalarında Başurê Kurdistan’da Tevgera Azadi örgütlülüğüne, RJAK kadın örgütlülüğüne ait kurum, büroların kapatılması, bu örgütlenme çalışmalarında yer alan kadınlara ve halka baskı yapılması YNK’nin bölgedeki işgalci devletlerin İran ve T.C faşizminin siyasetine göre gitmesi sözkonusudur. KDP’de bu temelde siyasetini yürütmektedir. YNK ve KDP’nin T.C ve İran rejimleri ile ortaklaşmada ısrar etmelerinin bir nedeni; Başurê Kürdistan’da kadınlar, gençler başta olmak üzere halk demokratik-özgür yaşam sistemdeki ısrarlarını ortaya koyarak giderek örgütlenmelerini yaygınlaştırmaktadır. Elbette buna ket vurulmak istenmektedir. Bir önemli neden ise, T.C faşizmi Medya savunma alanlarındaki işgal girişimi sonuçsuz kalınca bu sefer YNK-KDP’ye halk örgütlenme faaliyetlerini bastırmak ve örgütlülüğü dağıtmak için baskı yapmaktadır. Yani yılsonunda Başur’daki demokratik-özgür örgütlenme faaliyetlerine yönelmede T.C. faşizminin Başur’u işgal etme planlamalarının boşa çıkmış olduğunu göstermektedir. Bir de Başurê Kürdistan’da yıllardır yürütülen iktidar savaşlarının oluşturduğu kriz var. Bu kriz önümüzdeki dönem daha da yoğunlaşacaktır. Bu nedenle YNK, KDP oluşan bu kriz ortamında demokratik-özgür örgütlenme arayışını kırmak amaçlı böylesi baskı temelinde saldırılarını planlayacaktır. Önemli olan önümüzdeki dönem Başur’daki savunma örgütlülüğümüzü güçlendirmek, mevziilerimizi sağlamlaştırmak, T.C. faşizminin işgal saldırılarına fırsat vermemektir.

Kısacası; yılsonunda ortaya çıkan gelişmeler gösteriyor ki önümüzdeki dönemde mücadele ve savaş çetin koşullarda devam edecek. Nasıl gelişeceğini, savaşın ne kadar boyutlanıp hangi düzeye geleceğini hazırlıklarımız ve pratikte ortaya çıkacak tarzımız ve tempomuz belirleyecektir.

Bu temelde yaşamımızın ve savaşın her anında Şehit Beritan, Zilan çizgisinde yoğunlaşmak esas olmaktadır. Şehit Beritan çizgisi demek; nasıl ki Ş. Beritan 92 Güney savaşında son mermisine kadar savaşıyor ve silahını kırıp kendisini uçurumlardan atıyorsa bundan bizim çıkaracağımız perspektif; halk özgürlük gücümüze, kadın özgürlük gücümüze dayanarak savaşmak. Şehit Zilan çizgisi demek; nasıl ki Zilan arkadaş 1996 yılında Önderliğimiz’e uygulanan 6 Mayıs 1996 komplosunu görüp buna karşı ‘anlamlı bir yaşam ve büyük bir eylemin sahibi olmak istiyorum’ diyerek gerçekleştirdiği eylemle Komplo saldırıları karşısında nasıl yaşayacağımızı, nasıl savaşacağımızın perspektifini verdiyse günümüzde de Şehit Zilan çizgisi ışık olmaktadır.

Kürdistan’daki özgürlük mücadelemiz; Kadın özgürlüğüne ve örgütlülüğüne dayanarak gelişmekte bu yüzden Ortadoğu’da yaşayan halkların umudu olmaktadır. YJA-STAR öncülüğünde savaşan Kürt kadını Kürdistan’daki işgalci güçlere karşı savaşarak, halk ve kadınlar içerisinde geliştirdikleri özsavunma çizgisi ve örgütlülükleri ile Demokratik Modernitenin öncü güç olma konumu ile 3. Dünya savaşında hegemonik güçlere karşı özgürlük duruşunu ortaya koymaktadır. Hegemonik ve işgalci güçlerin pervasızca, vahşice, en üstün teknik donanımla gerçekleştirdiği saldırılar karşısında Kürt kadınının ulaştığı gerillalaşma düzeyi tarihidir, olağanüstüdür ve destansıdır.

Kadın gerillalar olarak; 70-80’li yıllarda devrime katılan kadın arkadaşların daha devrimin şafak vaktinde katılıp henüz ülkemizde özgürlük değerleri yaratılmamışken ama yaşadıkları inanç, azim, heyecan, umut ne de olağanüstüydü. Bu inanç ve çaba ile yürüdüler devrim yolunda. Yine 90’lı yılların başında komutanlık sorumluluğunu alan kadın arkadaşların iradeleri, kahramanlıkları destansıydı. Kürt kadının gerçeğinde yaşanan bu hakikati kavramak biz kadın gerillaların en temel yoğunlaşma konusu. Bu yüzden bizler çok şanslıyız. Çünkü özgürlük tarihimiz var. Bunun için inancımızın, heyecanımızın, azmimizin çok daha büyük olması gerekir.

Devrimimizin her zamanı her zorlu koşulunda Ş. Delal Amed yoldaşın azminde, Ş. Atakan Mahir yoldaşın bilgeliğinde, Ş. Aze Malazgirt yoldaşın coşkusunda ve onlarca yoldaşın kahramanlığında zafer iddia ve yoğunlaşmalarımızı güçlendirmek bizi önümüzdeki dönemde tarihi başarılara götürecektir.

Berfin Nurhak