Önderlik Gerçeği

Ronahi Serhat

onderlik gercegi

Sara-Sakine Cansız yoldaşın 12 Eylül faşist cunta rejimine karşı partimizin önder kadrolarının Amed zindanındaki direnişi efsane yaratmıştır. Sara yoldaşın kendisi Amed zindan direnişiyle efsaneleşmiştir.Kürt kadınının zindandaki duruşu toplum üzerinde büyük bir etki yaratmıştır. Baskı cenderesinin, korku

duvarlarının yıkılmasını sağlamıştır. Saraların ve 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu direnişçilerinin zindanlarda yükselttiği “direnmek yaşamaktır” şiarı Kürt toplumunun direniş çizgisi haline gelmiştir. 12 Eylül faşist rejimin Amed zindanlarındaki insanlık dışı işkencesine iradenin zaferiyle cevap verilerek APO’cu felsefe kazanmıştır. Aynı zamanda APO’cu kadın-erkek militanlık ölçüleri netleşmiştir.

Önderlik, Ortadoğu sahasına geçişte belli sayıda kadını da sahaya çekerek eğitimine imkan sağlamıştır. Kadının özgün örgütlenmesinin, cins bilincinin gelişimi için özel çaba sarf etmiştir. Kadın gücünün kendi iç toplantı, tartışma düzenine önem verilmiştir. Kadını bilinçlendirme, örgütleme en temel faaliyet olarak yürütülmüştür. Daha 1980’lerde bu denli kadının gelişimine önem veren Önderliğimiz devrimde kadının kendi iradesi, gücü, örgütlü kimliği ve ayrı örgütlenmesiyle öncü rol edinmesinin önünü açmıştır. 87’lere gelindiğinde kadın ve aile sorunu üzerine çözümlemeleri PKK 3. Kongresine damgasını vurmuştur. Çözümlenen an değil tarih, kişi değil toplumdur tespiti sosyolojik olarak sosyal bilimde devrimdir. Partinin mücadele pratiğinde de devrimsel etki yaratmıştır. Aynı kongrede ilk kez kadın özgün örgütlenme kararı toplumsal çalışmalar kapsamında alınmış YJWK (Kürdistan Yurtsever Kadınlar Birliği) ilanı sağlanmıştır.  Kitap olarak basılan Kadın ve Aile Sorunu Kürdistan toplumunda yepyeni bir dalga yaratmış, toplumu yoğun etkisi altına almış, akın akın kadınların mücadeleye gelişine yol açmıştır. Daha sonraları sosyal devrim yeni yaşam, sosyal militan, sosyalizimde ısrar insan olmada ısrardır, Kürt aşkı, Özgür Kadın Kimdir Nasıl Yaşamalı gibi özgürlük mücadelemize damgasını vuran çözümlemeler döneme damgasını vuran çözümlemeler olmuştur.

Kürdistan aile, erkek gerçeğinde de derin sorgulamalara, nasıl bir aile, kadın-erkek ilişki sorgulamasına, arayaşına yöneltmiş. Verili olandan rahatsızlık duyma, özgürleşme yolunda kıpırdamaya, kendine, yaşamına eleştirel bakmaya başlamıştır. Böylelikle özgürlüğün kıvılcımı her bireyde tutuşmaya başlamıştır. Parti hareketi, toplumsallığını, halklaşmasını her bireyi birebir devrime çekme, kendisini içinde bulma karakteriyle ilgilidir. En genel devrimci dalganın büyümesi tüm bireyleri etkisi altına alsa da bir de birebir yeni bir bilinç, uyanışa yol açmasıyla ilgilidir. Bu nedenle Önderliğimizin başlattığı mücadele bu denli köklerini toplumun tüm hücrelerine ulaştırmıştır. Kırsalından, şehirlisine, metropol ve sürgünde, diasporada yaşayan herkesi etkisi altına almıştır. Sadece Kürtleri değil, sosyalizme inanan, mücadeleyle tanışmış farklı halk kesimlerini de etkilemiştir. Çıkışından itibaren bir insanlık hareketi olarak doğan PKK’nin en büyük gücü devrimi kadın özgürlüğüyle, özgürlüğü, sosyalizmi kadınla tanımlamasında yatmaktadır.  En fazla askeri bir güç olarak tanınan hareketimizin bundan daha etkili silahı kadın özgürlük mücadelesidir.Bu silah tüm köhnemiş beyinlerde, yüreklerde, geri geleneksel davranış ve zihin kalıplarında patlamıştır.  Klasik erkeklik kalıplarında, cinsiyetçi toplumda değişimi yaratmıştır.Kadın özgürlük mücadelesi sosyal, ideolojik, siyasi, felsefik olarak yeniden bir doğuşun ifadesi olmuştur. Olanı infilak etmekle yetinmemiş alternatifini de geliştirmiştir. Savunma tedbirlerini ihmal etmeden büyüme gösteren kadının gelişimi kadın ordulaşmasıyla yepyeni bir düzey kazanmıştır. Kadının savaştaki cesareti, katılımı, şehadetiyle toplum üzerinde yarattığı etki çok büyük olmuştur. Gerilla saflarında başta Çiçek Selcan, Hanım Yaverkaya, Sultan Yavuz, Nafiye Öz arkadaşlar olmak üzere ismini sayamayacağımız birçok arkadaş şahsında kadın direnişi yaygınlık kazanmıştır. Direnişler kadın katılımını artırmıştır. Kadın Özgürlük Hareketinin gelişimini Önderliğimizin çabalarına, emeğine cevap olan kişiliklerinde öncü kadını temsil eden Bese Anuşlar, Türkan Derinler, Azime Demirtaşlar, Rahime Kahramanlar ve ardılları Adife Sakık ve daha bir çok kadın yoldaşa borçluyuz. Bir halk öncüsü olarak Botan’da efsane olan Binevş Egal 1989 Ocak ayının ikinci haftasında şehit düştüğünde tüm Botanı ayağa kaldırmıştır. Kürt kadınının özgürlük tarihi kahramanlıklar ve fedakarlıklar tarihidir.

Önderlik, kadında açığa çıkan düzeyi kadın ordulaşma projesiyle gündemleştirmiştir. Şamdaki eğitim ortamını özelde kadın özgürlük hareketinin gelişim merkezi olarak değerlendirmiş, öncü kadın militanın yaratılması kadar yeni projeleri de kadın yoldaşlarla tartışmış, gerilla mevzilerinde üslenen kadın yapısıyla cihaz üzeri tartışmak kadar, görüşlerini yazılı olarak da paylaşmıştır. Bunda kararı kadına bırakmıştır. Erkeğin hakimiyet alanı olan ordu örgütlenmesinde kadın manga, takım biçiminde özgün örgütlenmeyle katılımı olsa da erkeğin tek taraflı hakimiyetinin, hiyerarşinin aşılması için kadına dayalı ordulaşmayı dayatmak savaşta eşit-özgür ilişkilerin ve kadın-erkek kişiliğinin gelişimi açısından gerekli görülmüştür. Bu sosyal bir proje olup askeri örgütlenme biçimini ve amacını netleştirmiştir. Önderlik 1 Kasım 1993 tarihli ‘Tüm Kadın Savaşçılarına ve Çalışanlara’ hitaben yaptığı değerlendirmelerde ordulaşmanın önemini özetle şöyle ortaya koymuştur: ‘Biz tarihi bir çalışma olarak kadın kurtuluş ordulaşmasına yönelmeliyiz. Kadın Kurtuluş Ordusu, özgürlük savaşı yerinde bir adımdır. Madem binler­cesi bir araya gelmiştir, bu potansiyel bir ordu gücüdür. Savaş istiyorlar, silahlıdırlar, o halde bu bir ordu içeriğinde ele alınmalıdır. Şimdi erkek yapı içinde de ordulaştırılabilir. Bunun üzerinde tartışılmıştır ve bazı sakıncaları olduğu da ortaya çıkmıştır. Hem tarihi hem toplum­sal açıdan bunum yetmeyeceği giderek anlaşılıyor. Kadının özgül sorunları var, tarihten toplumdan kaynaklanan. Kişilik kimlik sorunları var, tıpkı Kürdistan halkı gibi. Öz güvene öz kimliğe ihtiya­cı var, tıpkı halkımız gibi. Cesarete, çözümlemeye örgütlenmeye ihtiyacı var, yine tıpkı halkımız gi­bi. Bir kadın milletinden veya cins olarak örgüt­lenmesinden sadece bahsedelim demiyorum, ama mevcut baskı, toplumsal koşullar bizi işte bu yönlü özgün­lüklere, örgütlemede ve savaşımda birazda özerk veya özgün yaklaşmaya zorluyor. Şüphesiz daha sayılacak birçok nedenden ötürü biz diyoruz ki, kadınların özgül bir ordulaşmasına gitmeliyiz. Kadın örgütlenmesi bu anlamda sadece bir genel örgütlenme değil, kendi özgül ko­şullarından ötürü bir kadın örgütlenmesidir. Kadın birlikleri olacak, bu kadın mangasından tutalım kadın taburu alayına kadar gidebilir. Onların komutanlıkları yine kadınlardan olacak ve ihtiyaca göre çeşitli birimleri kendileri yaratabilir. Ne­den bunlar biraz önemli? Çünkü, çok iyi biliyoruz ki ezilen bir cins veya ezilen bir halk örgütlen­meden aslında ezildiğine cevap veremez, kişilik kazanamaz. Bazıları diyebilir “aramızda zaten fazla baskı, eşitsizlik yok!” Bu belki bazı kişiler için doğru olabilir, birçok arkadaş için doğru olabilir, ama toplumun genelini düşünmek zorundayız. Erkek egemenlikli özelliklerin saflarımızda da ne kadar etkin olduğunu görmek zorundayız ve kendiliğindenliğe bırakılırsa hemen erkek egemenliğinin sıra­dan savaşçıdan tutalım en üst düzeydeki komutana kadar dalga dalga yansıdığını görmek zorundayız. Dolayısıyla güç erkekte ise yetki erkekte ise erkek egemenliğinin doğal sonuçları eşitsizlik ve baskı biçiminde yansıyacaktır. Bunu önlemek açısından kadın gücünün özgürleşmesi, kadın gücünün bu­nun için ordulaşması, savaşması gerekiyor. Yani silahı olacak, örgütü olacak, yetkisi olacak, sorumluluğu olacak ve bununla tartışacaklar, kendilerini kararlaştıracaklar, savaştıracaklar ve özgürlüğü elde edecekler, bu doğaldır ve kaçınılmazdır da. Nasıl ki biz halk olarak özgücümüze dayana­rak kazanmak zorundaysak bir anlamda kadın da özgücüne dayanarak kazanacaktır.’

Kadın ordulaşmamız, mücadelede şehit düşen sayısız kadın şehadetlerine verilen yepyeni bir özgürlük projesi olup 92’de ihanet-işbirlik çizgisine karşı teslim olmayan kendisini Güney Kürdistan’ın Xakurke’nin Lelikan uçurumlarından atarak tarihe mal olan öncü komuta duruşuyla savaşarak güzelleşmeyi ilke edinen Beritan-Gülnaz Karataş yoldaşın anısına da karışılık olmuştur. Önderlik Beritan arkadaşın kişiliği üzerinde hayli yoğunlaşmıştır. Ve savaşta Beritan gerçeği bir çizgidir. ‘Savaşan güzelleşir, güzelleşen sevilir’ söylemi sevme, sevilme ölçüsü olarak mücadelemizde gerçeklik kazanmıştır.  Görülmektedir ki, bu ölçü en çetin, zorlu savaş gerçeğinde damıtılarak yaratılmıştır. Bu biz kadınlar için yaşam ve savaş felsefesidir. Yaşamın savaşla bağlantısı, savaşın özgür yaşam amacıyla bütünlüğü Önderlik gerçeğine katılım çizgimizdir. Bu çizginin devamı olarak kadın örgütlenmesi yeni bir ivme kazanmış özgür yaşam ilkelerinin örgütlenmesi, eyleme geçmesi ve tüm topluma mal olması bakımından YAJK (Kürdistan Özgür Kadın Birliği) 1995’te gerilla kadınların mart ayında ve tüm Kürdistan’ın savaş eyaletlerinden temsilini bulan delegasyonla toplanmış 8 Martta sonlandırılarak ilan edilmiştir. Bu kongremizin en temel özelliği kadın kurtuluş ilkelerimizin temelini atmasıdır. Ardından kadın partileşmesine doğru bir gelişim seyri izlenmiştir.  Görülmektedir ki, Önderliğimiz, hiçbir zaman kadın özgürlük sorunun çözümünde ulaşılan düzeyi, örgütlenme biçimlerini yeterli görmemiş hep daha fazla geliştirmeyi esas almıştır.  Kadının büyük heyecan, moral ve tutkuyla katıldığı devrimin gerçek bir kadın devrimine dönüşmesi, kadın devriminin gerçekleşmesi için binlerce kadının gösterdiği fedakarlığa en güzel karşılık kadının özgür kişilikte büyümesi olmuştur. Önderliğe en fazla mutluluk veren kadının özgürlüksel gelişimi olmuştur.

İlk kadın partimiz PJKK (Kürdistan İşçi Kadınlar Partisi) sonraki yıllarda PJA (Kadın Özgürlük Partisi) ve en son PAJK(Kürdistan Kadın Özgürlük Partisi) olarak şekillenmiştir. Partiyi ideolojisiz düşünmek mümkün değildir. Ortada bir kadın partileşmesine gidiliyorsa kadının özgül ağırlığıyla yaşanan sorunlarla alakalıdır. Bu sadece bir cinsin sorunlarını çözmek için değil, kadın cinsine dayalı topluma dayatılan köleliğin, egemenliğin, cinsiyetçi toplumun aşılması, özgür kadın ve özgür erkeğin yaratılması, böylelikle özgür toplumun yaratılması için kadının ayrı partileşmesine ihtiyaç duyulmuştur.  “Parti içinde parti olur mu, PKK ideolojisi zaten var yetmez mi, PKK programı kadın sorununa genişçe bir yer ayırmış” gibi değerlendirmeler kadın partisinin ilk örgütlenme süreçlerinde yaşandı. Bunu erkek kesimi tartıştırmıştır. Önderliğimiz, erkeğin yaklaşımlarını eleştirerek hep anlam vermeye yöneltmiş aynı zamanda ortada bir kadın özgürlük sorunu varsa, erkek sorunu da olduğunu göstererek ‘erkeği öldürmek’ diğer bir deyimle ‘erkeğin dönüşüm’ projesini eş zamanlı gündemleştirmiştir.