Kadın Ordulaşmasında Bêrîtan Gerçeği

kadinin dilinden ekim2018

Niçin kadın ordulaşması? Denildiğinde bu soruya çok kapsamlı verilecek cevapların olması kaçınılmazdır. En genel anlam da eşitlik, adalet, örgütlülük ve özgürlük için ordulaşma kadın ordulaşmasının mihenk taşıdır. Fakat PKK hareketi içerisinde Önderliğin geliştirdiği kadın ordulaşma gerçeği çok daha derin tanımlanmalara kavuşturulmak ihtiyacını kendi içerisinde barındırmaktadır. Kendini var etmenin argümanları ve araçları belki de en fazla kadınlar için hayatidir. Var olmak için var

gücümüzle varlığını güncelleştirmek politik bir görev olmak kadar ahlakidir de. “Varlık zamansız olmaz” denilir. Kadın, zamanının yaşandığı demlerdeyiz. Önderliğimiz, Kürt kadınının özgürleşmesinin, ordulaşmadan geçeceği zamanı YAJK örgütlemesiyle varlık kazandırdı. YAJK, özgürlük probleminin aracı ve amacıdır. Kadının öz gücüne dayanarak kararlaşmasıdır.

Kadınının ordulaşması ve orduda kendi iradesi ve öz gücüne dayanarak ayakta kalması kadın özgürlük mücadelesinde devrimsel bir aşamayı ifade eder. Ordulaşma, h er türlü bağımlılaştıran kölelik çemberlerinin yarılmasıdır. Erkek egemenliğinden, onun eşitsizliğe çeken olası tüm dayatmalarından uzak, hatta onunla anlamlı bir mücadeleye imkan veren, onun yanında kadının kendini, kendi kimliğini bulması, kendi gücünü ortaya çıkarması için “ben neyim, nereden geliyorum, kimim, nasıl olmalıyım, benim nasıl bir yaşama ihtiyacım var? Önce kendimi tanıyayım, kendimi özgür irade, özgür bilinç sahibi kılayım, özgür bir güç haline getireyim, örgütleyeyim” demesi gerekiyor. Bunun da mümkün olabilmesi için, kadın ordulaşması vazgeçilmez bir araçtır. Kürt kadını ordu gerçeği ile savaşta kendini var etmek kadar kendi kahramanlarını komutasını ve özgürlük militanlarını büyük bedeller vererek yaratmıştır.

Onurlu bir yüceliştir Bêrîtan

Güney savaşında, mücadelemizi işbirlikçi ve ihanetçi çizgiye karşı tereddütsüz savunan özgürlüğün teslim alınmayacağını eylemiyle kanıtlayan Bêrîtan (Gülnaz Karataş ) arkadaş olmuştur. Bêrîtan arkadaş, serhildanlardan sonra üniversite gençliği içerisindeki etkilenmelerle 91 yılında Botan’dan saflara katılmış ve Xakurke alanına geçmiştir. Bêrîtan arkadaş, güçlü ve etkili bir kadın komuta kişiliğine ulaşma iddiasında olan, tüm benliği ile özgürleşme tutkusunu yaşayan ve yaşamının her anını bu coşkuyla adımlayan bir arkadaştır. Kendine güvenen, bilinçli, iradeli ve asi duruşuyla etrafındaki herkesi etkileyerek gerçekleştirdiği eylemle düşmanında bile saygı yaratmıştır. Bu eylem, işbirlikçi güçlerin teslimiyet çağrılarına olduğu kadar Ferhat şahsında Önderlik çizgisine dayatılan sağ eğilimli teslimiyet çizgisine karşıda bir tavırdır. Bêrîtan arkadaş, Munzur dağlarında teslimiyeti kabul etmeyen ve uçurumlardan kendini atan Beseler’in ruhunu canlandırarak, tarihin canlı bir organizma olduğunu ispatlamıştır. Agirî, Botan, Koçgirî ve Dêrsîm de direnen Kürt kadın geleneğini 92 yılının Ekim ayında yeniden canlandıran Bêrîtan arkadaş, işbirlikçi zihniyeti öldürmenin çizgisidir. Bêrîtan, günümüzü geçmişten koparmadan doğru yaşamanın tarihi doğru okumaktan geçtiğinin en güzel ifadesidir. Savaş ve yaşam coşkusuyla kendini amansız yaratmanın ve ‘xwebun’ olmanın ışığıdır. Bêrîtan arkadaşın, son mermisine kadar savaşıp, düşmanın eline silahı geçmesin diye silahını paramparça etmesi sonrasında kendini uçurumlardan atması rahat ve kolay anlaşılabilecek bir gerçeklik değildir. Kadın özgürlük militanlaşmasının yaratılmasında Bêrîtan büyük bir mirastır, gelenektir, rehberdir.

Kadın Komutanlığında Bir Semboldür Bêrîtan

Ordulaşmanın nitelik kazanmasında komutanlaşma belirgin bir role sahiptir. Kadın ordulaşmasının ivmeli gelişiminde efsanevi kahramanlar çıkarak tarihe mal olmuştur. Kadın ordulaşması, kadın komutanlığı gerçek yiğit kadını ortaya çıkararak kadınsılığı yerle bir etmiştir. Yiğitlik, bağlılığında ve duygularında yüceliği yakalamaktır. Basit hevesler peşinde koşmayan amaca göre yaşayıp katılan komutanlaşabilir. Kadın komutanlaşmasını da bir özgürleşme aracı olarak ele almak gerekiyor. Önderliğimiz bu konuda şu hususları dile getirmektedir:

“Kendini yönetemeyen cins, köle cinstir; kendini yönetemeyen sınıf, köle sınıftır; kendini yönetemeyen ulus, köle ulustur. Yani bu kadar kadın olacak, ama yönetenler başkaları olacak. Açık ki burada bir dengesizlik, bir eşitsizlik var. Bu, eşitliğin ve özgürlüğün yakalanmadığını gösterir. Biz bunun için hem kadının kendini ordulaştırıp yönetmesini, hem de erkeklerle eşitlik ve özgürlük birlikleri biçiminde kendini yürütmesi gerektiğini vurguladık. Kadın komutanların da ortaya çıkmasının en uygun yolu budur.”

Savaş tarihimizde Bêrîtan arkadaş, kadın ordulaşması ve kadın özgürlük hareketi açısından bir sembol ve çizgi haline gelmiştir. 92 yılı PKK’nin Türkiyelileşmeyi aştığı, dünya halklarına açılarak uluslararasılaştığı hareketli bir yıl olmuştur. Hareketimize yönelik uluslararası güçler ve Kürt işbirlikçilerinin ortaklaşarak, bir konseptle yöneldiği bir yıl olmuştur. TC merkezli politikalar Tansu Çiller ve Doğan Güreş merkezli gelişmiştir. 92 yılı hareketimizin nicel olarak büyüdüğü ve serhildanların geliştiği bir dönemi ifade etmektedir. Gerilla, gerçekleşen saldırılara karşı sınır karakollarını ortadan kaldırma ve alan kurtarma taktiğini uygulamıştır. 92 yılında gerçekleşen eylemler; düşmanın gerilla tarzını öğrenmeye çalıştığı, gerillanın da düzenli ordu gibi hareket ettiği eylemler olmuştur. Tüm bunlara rağmen gerilla güçlerinin büyük bir direniş gösterdiği bu eylemlere kadın militanların katılımı önemli bir düzeyde olmuştur.

Bêrîtan arkadaş, Rubarok karakolu üzerine gitmiş, bu eylemde takım komutanı düzeyinde katılarak yaralanmıştır. Yaralı olmasına rağmen Güney savaşında, cephede en ön mevzilerde yer almıştır. Bu savaşta yeni katılan genç kızların gösterdikleri aktivite büyük bir inanç geliştirdiği gibi Bêrîtan arkadaşın eylemi de; kadının son noktaya kadar direndiğini, son mermisine kadar savaşarak teslim olmayı reddettiğini, onurlu bir şahadeti tercih ettiğini kanıtlamıştır. Bu eylem “kadın savaşabilir” görüşünün yaygınlaşmasında ve cins yargılarının kırılmasında etkili olmuştur. Kadın arkadaşların, savaşta taktiksel yetkinliği ve cesaretli duruşu kadın açısından yepyeni bir dönemin başlangıcı olmuştur.  

Tüm zorlanmalara rağmen Bêrîtan arkadaş, Güney savaşında en yetkin bir tarzda rolünü oynamış, kendi savaşkanlığı yanında birlikte olduğu arkadaş yapısını da savaştırmasını bilen bir komutan olmanın tüm yeteneklerini pratikleştirmiştir. Bu eylem, sadece düşmanın saldırılarına karşı verilmiş bir yanıt olmayıp, özgürlük çizgisini yozlaştıran, teslimiyeti bir çizgi halinde dayatan anlayışlara karşı da özgürlük çizgisinde yürüme kararlılığını ifade ederek özgürlük mücadelesi tarihindeki onurlu yerini almıştır. Özgür kadın kişiliğinin teslimiyete cevabı: Bêrîtanca direnerek ve onurunu teslim etmeyerek olmuştur. Özgürlük çizgisini sahiplenmenin kendi özgür geleceğine sahip çıkma olduğunu derinden hisseden ve bilince çıkaran Bêrîtan arkadaş, özgür yaşam tutkusunu eylemselleştirerek Kürdistan özgürlük tarihinde yeni bir dönemi başlatmıştır. Kadının fedai ruhu Bêrîtan arkadaşla çizgileşmiştir. Bêrîtan arkadaş, çizgileşen kadın emeğini örgütlendirerek kendi emeğiyle kadın özgürlük mücadelesinin temelini inşa etmiştir.

Önderliğimizin Bêrîtan arkadaşa ilişkin değerlendirmesi:

“Bu noktada Bêrîtan kişiliğini ve çıkışını anımsamakta ve değerlendirme konusu yapmakta yarar vardır. Çünkü Bêrîtan’ın eylemi, özü açısından bir öze dönüş eylemidir ve bununla da anlamlı bir etki yaratmış, iz bırakmıştır. Her şeyden önce Bêrîtan’ın kapitalist modernitenin etkisi altındaki kişilikten kopuş ve gerçek Kürtlükle buluşma noktasında köklü, radikal bir kişiliği temsil ettiğini belirtmek gerekir. Sistemin en güzide şehrinde yaşamasına rağmen, o yaşamla bağlarını koparıyor. Mücadele alanında da teslimiyete yatarak hainleşen sapkın anlayışa karşı Özgürlük Hareketi’nin çizgisinden, sosyalist kişilikten taviz vermiyor. Yazdığı bir şiiri okudum, mücadele gerçeğine göre ele alınmış anlamlı bir içeriğe sahipti. Yazdığı bir mektup da vardı, mücadelenin romanını yazmaktan söz ediyordu. Daha o zaman dikkatimi çekmiş, ilgilenilmesi gereken bir yoldaş olarak hafızama kazımıştım. Ama maalesef gerçekleştiremedim. Biliyorsunuz, kendini yakma ve intiharvari tutumları benimsemem, doğru da görmem. Ama Onun çıkışında böyle bir tutum yok. Aksine ihanete karşı tıpkı Besê gibi Kürt kadınının aldığı tarihsel direnme, teslim olmama kararına bir yöneliş, öze dönüş var. Burada diğer yüzlerce kişinin yaptığı gibi teslimiyeti seçebilir, böylece öz kültürüne kolayca ters düşebilirdi. Fakat bunun yerine tarihsel olanı an’da, kendinde gerçekleştirerek öz kimliğini yeniden güncellemeyi ve belirgin hale getirmeyi tercih etti. Köksüzleşmeyi tercih etmedi. Bugün Onu anlamlı ve değerli kılan da özgür tercihi doğrultusundaki bu bilinçli tutumudur. Tarih olarak Besê ve Besê gibi binlerce kadın, an içerisinde ve tek bir kişide, Bêrîtan’da kendini yeniden ifadeye kavuşturmuş, kültürel özünü koruma iradesini ve bilincini bize bir kez daha hatırlatmıştır. Bêrîtan’ın Botan özgülünde özünü koruyan Kürt gerçeği ile buluşması ve onunla kaynaşması, Bêrîtan kişiliğinin oluşmasında önemli bir basamağı oluşturur. Bir anlamda Bêrîtan Dersim’in Botan’la, Botan’ın Dersim’le buluşmasıdır.

Bêrîtanca Yaşayanlar

Ordulaşma hazırlık çalışmalarının ağırlıklı olarak yürütüldüğü Botan’da 1992 yılı, gerillacılığın yaygınlaştığı ve kadının da bu pratikler içinde yerini aldığı bir süreçtir. Bu yıl ortaya çıkan pratik içinde yaşanan kadın şahadetleri ordulaşmanın zemini olacak tarzdadır. 15 Ağustos eyleminden ve kadın gerillalardan çok etkilenen Rengin (Halime Özhan) arkadaş, 1990 yılının sonlarında bir grup arkadaşıyla birlikte katılmış ve Ocak 1992’de Gabar-Çırav’da şehit düşmüştür. Berivan (Emine Boran) ve Mizgin (Feride Demir) arkadaşlar “özgürleşen kadın özgürleşen Kürdistan’dır” sloganında kendi kurtuluşlarını görmüş ve on gün arayla Savur’dan gerillaya katılmışlardır. Katılımlarından bir ay sonra Mayıs 92’de, bir ihanet sonrası yerleri tespit edilmiş ve düşmanın attığı kimyasal sonucu her iki arkadaş da Savur’da şahadete ulaşmışlardır.

O dönemde takım komutanı olan Çiçek (Geyik Yetim) arkadaş 1988 yılında katılan Dêrsîm’li bir arkadaştır. Çîçek arkadaş amcasının kızıyla birlikte katılmıştır. Yurtsever bir ailenin kızı olan Çîçek arkadaş, abisi olan Kazim Yetim arkadaşın 1980’lerin başında gerçekleşen şahadetinden çok etkilenmiştir. 1990 yılına kadar da Dêrsîm alanında kalmıştır.

Rubarok eylemine, takımıyla birlikte katılmıştır. Sonrasında gelişen Güney savaşına da aktif olarak katılan ve önemli bir rol oynayan Çîçek arkadaş, yapı içinde örnek bir arkadaştır. Pratikte güçlü bir katılımı olması yanında örnek davranışları, iradeli duruşuyla kendine güvenen bir arkadaş olan Çîçek arkadaş, mücadeleci kişiliğiyle tanınan bir arkadaştır. Geri feodal klasik erkek anlayışlarının yoğun olduğu bu süreçlerde erkeğin geri ve küçük gören, ezici yaklaşan tutumlarına karşı en çok direnen arkadaşlardandır. Çiçek arkadaş, her koşulda eğitim çalışmaları üzerinde duran ve denetimindeki arkadaşları eğiten bir arkadaştır. Belki bugünkü kadar cins bilinci ya da mücadelenin nasıl olması gerektiğine yönelik derinleşmeler o dönem henüz ortaya çıkmamıştır ama arkadaşların esas aldığı tarz, Önderlik çözümlemeleri üzerine yoğunlaşarak yaşamın ve mücadelenin tüm alanlarına bu temelde bir doğrultu vermek şeklinde ortaya çıkmaktadır. Fedakarlığıyla tanınan Çîçek arkadaş, zorlu geçen 92 yılının son ayında, kış koşullarının zorluğu yanında erzak sorunlarının da çok fazla olduğu Zagros alanında gittiği erzak görevinden dönüşte soğuktan donmuş, elleri tutumadığından Basya suyuna düşerek şahadete ulaşmıştır.

Yine kadın tarihine damgasını vuran tarihsel bir miras olan Zeynep arkadaş ( Gurbet Elli Ersöz)öncü bir kadrodur. Uzun süre basın yayın çalışmalarında yer alıp ideolojik derinliği ve birikimi olan Önderlik felsefesinin amansız takipçilerinden olan Zeynep arkadaş aynı zamanda YAJK merkezin de yer alıyordu. Gurbet arkadaş, Zap ta toplanan bir grup arkadaşı, Garê alanına götürüp geri çekilme yapacaktı. Yanında ki kadın arkadaşları korumak için büyük emek ve fedakarlık örneği sergiler. Fakat ovadan geçerken arkadaşlar burada tank pususuna giriyor. Diğer günde peşmergeler arkadaşların üzerine gidiyor. Zeynep arkadaş ve yanındaki kadın arkadaşlar orada şehit düşüyor.

Kadın özgürlük tarihinde engin birikimleri ve kararlı duruşlarıyla Kürdistan topraklarında bir nehir misali akan ve aktıkça tüm kadınlara geleceğin teminatını oluşturan şehitlerimiz yarınlarımızı oluşturmuşlardır. Kürt kızlarının ve analarının soylu soyuna direnerek, mücadele ederek, tüm zorlukları kucaklayarak yaşamı yaşanılası hale getiren bir diğer yoldaş Berçem Gever arkadaştır. Berçem arkadaş, gerillacılıkta büyük emekleri olan en zorlu alanlarda büyük bir özveriyle katılan Kürdistan dağlarına aşık genç gerilla kadınların rehberi ve komutanıdır. Berçem yoldaş, en son Amed alanında sahanın tüm çalışmalarını göğüsleyerek kadının öz gücüne ve yapıcılığına dayanarak en ağır sorumlulukları da kaldırıp başarılı olacağını kanıtlamıştır.

Yine bu minvalde 92 yılında mücadeleye katılan Pîroz arkadaş, hareketimiz içerisinde birçok çalışmaya katılıp PKK’nin ruhu ahlak ve kültürünü şehit düşeceği son ana kadar bulunduğu her alanda yaşamsallaştırmıştır. Yapısını kollayan, eğiten, ayağındaki ayakkabıdan üstündeki elbiseye kadar ilgilenen her an yoldaşlarını düşünen ve onlar görevden dönene kadar gözüne uyku girmeyen özcesi yaşamın içinden akan bir komutandır. Hep önde olanlardandı Pîroz arkadaş. Mütevazi duruşu alçakgönüllü yaklaşımlarıyla kadın komutasının rengini Zap Eyaletine nakış etmiştir.

Kadın hareketi her yılını büyük bedeller vererek bugünlere gelmiştir. Özgürlüğün kolay olmadığını, kendini özgürlük uğruna feda eden binlerce yoldaşın direnişinde görmekteyiz. Bunlardan biride Dêrsîm eyaletinde şahadete ulaşan Jîndar Ezgî Dêrsîm arkadaştır. Bir yoldaşlık abidesi olan Jîndar yoldaş, herkesin yüreğinde ve yoldaşının yoldaşı olan bir ezgidir. Coşkudur, moraldir Jîndar. Cana can katandır. Derin arayışlara sahip entelektüel birikimle kendini donatan, gittiği her ortamda iz bırakan ve etrafında şen sohbetleriyle toplumsallaşmayı yaratan kolektif ruhun her şeyi başaracağına inanan yaşam dolu bir yoldaştı. Dêrsîm topraklarında gerillacılık yapmak onun ruhuna ruh katıyor tarihiyle kültürüyle bütünleşmenin buluşmanın heyecanıyla yaşamın her alanına canla başla katılıyordu. Kadın olmanın ve kadın olarak karşılaştığı tüm zorluklarla hem örgütsel hem de pratik olarak tüm gücüyle mücadele ediyordu. Ve Zilanca yaşamaktı tüm çabası. Munzur’da ışıldayan su gibiydi Jîndar yoldaş.

Bize kalan Önderliğin ve kadının özgürlüğü için bitmeyen bu melodiyi sonsuzlaştırmak ve zafere ulaştırmaktır.

Eylem Ronî