Latin Amerika’da Halk Savaşı Ve Öz Savunma Birlikleri

ezln komutan romanaHalk Savaşı, Giap'ın deyişiyle, "Maddi ve teknik olarak güçlü düşmana karşı, mutlak siyasi üstünlüğün sağlandığı koşullarda verilir.” Halk Savaşının verilebilmesi için gerekli siyasal üstünlüğün sağlanmasının yanında, uygun bir örgütlenmenin de gerçekleştirilmesi şarttır.

"Halk Savaşı vermek için, silahlı kuvvetler; ana kuvvet birlikleri, bölgesel birlikler, milis ve kendini koruma birlikleri şeklinde uygun örgütlenme biçimlerine sahip olmalıdır." (Giap)

Silahlı güçlerin bu üç tür örgütlenmesi, aynı zamanda, Halk Savaşının başlatılması, sürdürülmesi ve zafere ulaştırılması açısından önem taşır. Gerilla üs bölgeleri ve kurtarılmış bölgelere dayanarak gelişen Halk Savaşının böyle bir örgütlenmeyi gerçekleştirmesi kaçınılmazdır.

     Halk Savaşında milis örgütlenmesi "Kendi kendini savunma birlikleri" olarak ortaya çıkar. Halk Savaşının "Stratejik savunma aşamasında, üs bölgelerine ve kurtarılmış bölgelere yönelik düşman saldırılarını durdurmak ve defetmek için bölgesel birlikler ve düzenli birliklerle birlikte savaşa katılan güçler, milis güçleri olarak tanımlanır.

"Milis ve kendini koruma birlikleri, üretim faaliyetine devam eden ve üslerdeki halk iktidarının temel cihazı olan, halkın yaygın yarı silahlı kuvvetleridir."

     "Halk milisleri, temelde emekçi halkın geniş silahlı güçlerini oluştururlar. Yine temelde bunlar, üretimden kopmaksızın halk diktatörlüğünün aracıdırlar. Onlar, halkın korunmasını doğrudan sağlarlar, siyasi üsleri koruyup geliştirirler, üretimdeki vur-kaç gruplarının yerlerini en iyi biçimde doldururlar, bölgesel ve düzenli birliklere iyi kadro ve savaşçı yetiştirirler."

     III. bunalım döneminin ilişki ve çelişkileri nedeniyle Halk Savaşı, I. ve II. bunalım döneminden farklı olarak başarılı bir ‘Öncü Savaşı’ ile başlatıla bilinmesi de bu temel belirlemeden kaynaklanır. Bir başka deyişle, Öncü Savaşı mutlak siyasi üstünlüğün sağlanmasına yönelik bir savaş olarak, Halk Savaşının verile bilinmesinin koşullarını oluşturur. Suni dengenin bozulması, kitlelerin bilinçlendirilip örgütlendirilmesi bu bağlamda, Öncü Savaşının kapsamı içindedir.

     Aynı şekilde, Öncü Savaşı, gelişmesi içinde Halk Savaşının verilebilmesi için gerekli silahlı örgütlenmeyi de yaratması zorunludur.

     Öncü Savaşında sürdürülen gerilla savaşı ile ortaya çıkan silahlı güçler, yani gerilla, aynı zamanda, gelecekteki Halk Ordusunun çekirdeğidir.

     Geri-bıraktırılmış ülkelerde, eski dönemlerde olduğu gibi zayıf mahalli (yerel) otoritelerin yerini, merkezi otoritenin alması, gerilla üs bölgeleri ile kurtarılmış bölgelerin yaratılmasında bazı değişiklikler ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle de, Öncü Savaşı başlangıçtan itibaren kitlelerin büyük birimler halinde örgütlenmesini esas almaz. Öncü Savaşında, kitle örgütlenmesiyle silahlı güç; silahlı güç ile kitle örgütlenmesi birlikte büyür. Kır ve şehir gerilla savaşının yaratılması, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması Öncü Savaşının gelişimini belirler.

     Diğer yandan, Öncü Savaşında, gerilla savaşı, siyasi gerçekleri açıklama kampanyasının bir aracı olup, politik kitle mücadelesi olarak ele alınır.

Latin-Amerika'da ortaya çıkan ve sonal olarak Çin ve Vietnam Halk Savaşlarının basit yinelenmesine yönelen çeşitli örgütler "silahlı savunma" adı altında bir anlayış geliştirmişlerdir.

     Özellikle 1960'lı yılların başlarında "silahlı savunma" anlayışı, ÇKP-SBKP arasındaki polemiklerden sonra bir dizi "Maoist" örgütlenmenin ortaya çıkmasıyla özel bir siyasal çizgi haline gelmiştir.

     Bu anlayış, savaşın başlangıcından itibaren "kurtarılmış bölgeler" yaratarak Halk Savaşı stratejisini hayata geçirmeye yönelmişlerdir.

     Bu anlayış, kitlelerin tepkilerinin kendiliğinden eyleme dönüşmesi koşullarında (bu aynı zamanda milli krizin tam anlamıyla olgunlaştığı ve suni dengenin bozulduğu koşullardır) kitlelerin içine girerek bunları örgütleyerek halk silahlı güçleri kurmak ve bunlar aracılığıyla "Kızıl Siyasal iktidarlar" oluşturmak temelinde gelişmiştir. Sık sık ülkemizde de atıflar yapılan Latin-Amerika'daki "isyancı gelenek" bu anlayış için maddi bir temel oluşturmuştur.

     Bu anlayış, kitlelerin kendiliğinden ayaklanma ve isyanlarını bekleyen birer revizyonist kuruluş olmaya yöneldikleri bir evrede, Küba Devrimi'nin etkisi ortaya çıkmıştır.

     Küba Devrimi'nin bu anlayış üzerindeki belirleyici etkisi, kitlelerin kendiliğinden ayaklanma ve isyanlarını beklemek yerine, kitleleri böyle bir ayaklanma ve isyana yöneltmek şeklinde yönelimin ortaya çıkması olmuştur diyebiliriz. Artık bu anlayış sahipleri belli bir kırsal bölgede (ki Mao'nun köy çalışma raporlarındakine benzer bir etütle belirlendiği söylenir) çalışmaları yoğunlaştırarak köylüler arasında propaganda ve örgütlenme faaliyetlerine yönelmeyi planlamışlardır. Öncelikle latifundialar bu çalışmaların ilk alanları olarak seçilmişse de, zaman içinde Ant dağlarının yüksek kesimlerinde yaşayan yerli toplulukları ana alanlar olarak belirlenmiştir.

     Çalışmalar belli bir evreye geldiğinde, toprakların işgali ya da latifundistlere verilen payın ödenmemesi eylemleri başlatılmıştır. Önce latufindistlerin özel silahlı adamlarıyla, bunların etkisiz kaldığı koşullarda ordu birlikleriyle silahlı çatışmaya girmek, bunların bölgeye girmelerini önlemek silahlı mücadelenin ana hedefleri olarak belirginleşir. Böylece Çin Halk Savaşında olduğu gibi stratejik savunma aşamasına uygun olarak savaş sürdürülecektir.

     Bu anlayış, kaçınılmaz olarak, başlangıçtan itibaren belirli bölgelerin kurtarılmasını ve savunulmasını benimsediğinden, kitle örgütlenmesinde de üretime bağlı öz savunma birlikleri, yani milis örgütlenmesini temel kitle örgütlenmesi olarak ele alır.

     Bu milisler "geniş kitlelerin silahlı örgütlenmesi" olarak savaş başlamadan oluşturulmaya çalışılır ve aynı zamanda savaşa başlamanın temel güçleri olarak belirlenmişlerdir.

Bu anlayış sahipleri daha örgütlenmenin ilk dönemlerinde yoğun operasyonlara maruz kalmalarına paralel olarak teorilerini yeniden düzenlemişlerdir.

     Bu yenilemeye göre, kırsal alanlarda "sabit üsler" oluşturmak için de olsa şehirli kitlelerin ayaklanmaları önemli bir unsurdur. Zaten Mao'da öyle yapmamış mıdır? Çin'deki kızıl siyasi iktidarlar Kanton ayaklanması, Güz Hasadı ayaklanması gibi bir dizi ayaklanma sonrasında kurulmamış mıdır? Öyleyse yapılacak ilk işten birisi de şehirlerde bir ayaklanma örgütlemektir. Bu ayaklanmaya katılacak kitleler şehirlerde tutunamayacaklarına göre, elde silah kırsal alanlara giderek kurtarılmış bölgeler yaratacaklardır. Ve şehirde ayaklanacak kitle de proletarya olacağına göre, proletarya içinde örgütlenme büyük önem kazanmaktadır.

     Böylece bu anlayış sahipleri giderek şehirlerde ayaklanma hayalleri ile iyice sağa kaymışlardır. 1970'lerde aynı kesimlerin önemli bir kısmı özeleştiriler yayınlayarak Halk Savaşı teorisini (kendilerinin doğru olduğunu savladıkları haliyle) reddetmişlerdir. (Bunlar içinde Peru Aydınlık Yol hareketi-PKP- Cuzco eyaletindeki geçmiş gerilla savaşlarının yarattığı etkiyle belli bir gelişme göstermesi ise 1980'lere dayanmaktadır.)

Devam edecek..

Derleme