Gülen gözler

ÜVEYŞ WAN

sehit sozda silopi

Bazı insanlar vardır büyüyüp de hep çocuk olarak kalırlar. Heyecanları, hüzünleri, umutları ve coşkuları hep aynı kalır. Farkına varıp da o masumluğu taşımak hem evrenin bahşettiği bir özellik hem de mücadelemizde yaratılacak olan yeni insan böyle olur. Heval Sozda ile çok kısa bir zaman beraber kaldık. O kısa zaman diliminde onunla yaşamım boyunca hiç unutamayacağım anlar yaşadım.

İnsanın ismiyle bütünleştiği söylenir. Bu bütün insanlarda böyle midir? Bilemem. Heval Sozda  bu böyeydi. O, ismiyle bütünleşen bir arkadaştı.  Yüreğindeki bütün güzellikler yüzüne yansıyordu. Heval Sozda evrene bahşedilen bütün güzellikleri bağrında taşıyordu. Yaşamın içinde bir çocuk kadar heyecanlıydı. Yaşama karşı da duyarlıydı. Şunu çok iyi hissediyordu; çürütmeye çalışan sistem her ne kadar çabalasa da tüm duygu kıvılcımlarına erişemiyordu. Heval Sozda kendini sisteme karşı soyutlamıştı. Bazen birbiriyle konuşmak yetmiyor. Bir de bunun ötesi de var. Hissetmek, anlamaya çalışmak. Bir de heyecanını ve moralini eksik etmemek. Buydu bizi bir araya getiren ve belki de unutturmayan.  Heval Sozda gibi arkadaşları tanıdıkça bu yaşam daha çok seviliyor. Onu en çok hissettiren şey ortama verdiği sıcaklığı, yoldaşlığıydı. Mütevaziliği ve canlılığıyla yaşamın dengesini oluşturabilen arkadaşlardandı. Bu doğrultuda hedefi onu daha çok heyecanlandırıyordu. Pratik alana, Kuzey’e gitmek özgürlüğe uçmaktı onun için. Bu konuyu konuşurken bile gözlerinin içi parlıyordu. Amacına, hedefine ulaşana kadar hedefinin üzerinde kilitleniyordu.

Yoldaşlığa inanılmaz derecede bağlıydı. Bir gün onunla sohbet ederken bana şunları demişti; “Önderlikten etkilenerek katıldım. Önderliğe layık bir yoldaş olmak için kendime esas aldığım PKK yoldaşlığıydı.  PKK’de yoldaşın senin her şeyindir. Bu bireye inanılmaz derecede güven veriyor.”

Heval Sozda ısrarları sonucu Bakurê Kürdistan’daki öz yönetim direnişlerine düzenlemesi oldu. Büyüdüğü, düşman gerçekliğini ve zulmünü gördüğü memleketi Silopi’ye gitmişti. Her sohbetimizde bir gün mutlaka hasret çektiği memleketine geri döneceğini, orada savaşacağını söylüyordu. 

Heval Sozda ile bir arkadaş göreve giderken düşman takibine alınıyorlar. Düşmanın onları takip ettiğini  farkına vardıktan sonra her ikisi de bombasını kendisinde patlatıyor.  Ruhumuza işleyen teslim olmama durumu heval Sozda ile tekrar yinelendi.  Direnmek hiç yılmamak, Semalarda yücelmek, Zîlanlarda yeniden doğmak ve Doğalarla yaşam sevincine kavuşmak hiç şüphesiz teslimiyette en büyük darbedir. Her ne olursa olsun düşman eline geçmeyi kabullenmeyen gelenek bize ta Zarifelerden Beselere kendini Dımdım Kalesi’nde saçlarıyla asanlarda gelmiştir. Bu gelenek Beritanlardan Axinlere ve Sozdalara kadar devam etmektedir.