Rebêr APO’nun çizgisi kazanacaktır

NALÎN MUŞ

sehit nalin musKadın Özgürlük Hareketi, kitleye ulaşan bir Kürt kadın hareketidir, özgürlük hareketidir. Özellikle bedel veren, emek veren tüm kadınların sorunlarını kapsayan, çözüm üreten, kendisi için ciddi bir sorun haline getiren bir harekettir. Kadın hareketi, kadın sorununu salt bir kadın örgütlülüğü sorunu olarak ele almamakta, bir ulus sorunu olarak değerlendirmektedir. Tüm kadınları en fazla baskıya, tahakküme ve sömürüye maruz kalan bir ulus, ezilen ilk ulus olarak ele almaktadır.

Böylesi stratejik bir yaklaşıma sahiptir. Bu nedenle de tüm toplumsal sorunları çözmenin anahtarının, kadın sorununa eğilmekten, kadın sorununu çözmekten geçtiğini ortaya koymaktadır.

 

İktidarcı zihniyet, çeteleşmeye mahkum zihniyettir

Genel anlamda, özgünlük, özgürlük, örgütlülük ve kimlik sorunun sadece bir kadın sorunu olmadığına yönelik yanılgılı bir yaklaşım vardır. Hâlbuki kadının toplum dışına itilmesiyle gerçekleştirilen, ciddi anlamda bir kimliksizleştirme, yaşamsızlaştırma,  yaşamı anlamsızlaştırma durumu var. Bu, hem genel dünyada hem de Ortadoğu’da yaşanan bir gerçekliktir. Kadın sorunun çözümünü en fazla zorlaştıran hususlar da bunlardır. Dolaysıyla sorun, herkesi bağlayan bir sorundur. Erkeğin de ciddi bir sorunudur. Erkeğin egemen-iktidarcı zihniyetini aşmadığı müddetçe, yaşanan sorunları kadından daha fazla yaşayacağı bir durumdur. Çeteleşmelerin bu kadar çok gelişmesi, erkek gerçekliği, erkek kültürüdür. Çözümsüzlükte bu kadar ısrar edilmesi erkeğin kültürüdür. Bu, varlığını savaşla sürdürmek isteyen zihniyetin ürünüdür. Bu zihniyet yıkılmadıkça, çözülmedikçe, erkek de ciddi bir özgürleşme, demokratikleşme sorunuyla karşı karşıya kalacaktır. Dolaysıyla demokratik bir sistem içinde özgürleşmiş, kimliğine kavuşmuş bir kadın gerçekliği, farklı yüzleri açığa çıkan erkek gerçekliği de olacaktır. Toplumu oluşturan her iki cinsin demokratikleşmesi ve demokratik kültürle gerçek bir sosyalite içerisinde sosyal yaşamlarını sürdürmeleri, iki cinsin de özgürleşmesi, kimlik kazanmaları ve yeni bir yaşamın yaratılması anlamına gelir. Aksi taktirde çeteleşmeler gelişir, çünkü her iktidarcı zihniyet, çeteleşmeye mahkum zihniyettir.

Her devletçi zihniyet, yok etmeye mahkûmdur. Böylesi bir zihniyet ve sistem sonucunda kazanan ne erkek ne de kadın olur. Kaybeden koca bir toplum, insanlık olur. Bunlar günümüz dünyasının en acil çözüm bekleyen konularıdır. Hele hele 21. yüzyılda bilimin bu kadar gelişmesi, tekniğin sınırlarının artık kontrol edilemeyecek düzeye ulaşması, doğru kullanılmadığı taktirde sorunları daha da derinleştirecek ve insanlığı giderek daha farklı bunalımlara sürükleyecektir. Bu açıdan sorunlara salt siyasal değil, ideolojik bir duruş ve katılımla yaklaşım sergilemek önemlidir. Ancak böylesi bir yaklaşım sorunların çözümünü geliştirecektir.

 

Rebêr APO’nun tarihi, kadın hareketimizin tarihidir

Diğer taraftan, kadının maruz kaldığı tüm olumsuz yaklaşımlara ortak olan bir de gençlik gerçekliği var. Tabii gençlik, ciddi anlamda bir boşluğu yaşamaktadır. Kendini doyuracak ideolojik bir bilince, birikime sahip değildir. Sosyal olarak yaşamını örgütleyecek, doğru tercihi ortaya koyacak, örgütsel donatımı zayıftır. Toplumu iyi çözecek, analiz edecek, tarihsel bilinci eksiktir. Dolaysıyla genç ve amatör bir harekettir. Bu da çok köklü çözümler değil, ancak güncel, geçici çözümler üretiyor. Gençliğin fedakârlığını ya da dinamizmini toplumun, insanlığın hizmetine sokmak konusunda bunlar dezavantaj yanlardır. Yine hareketimizin gençlerin öncülüğünde geliştirdiği gençlik hareketi bulunmaktadır. Bunlar belirli sonuçlar elde etti, belli bir örgütlülük, eylem gücü açığa çıktı. Fakat halen tarihsel bilinç, ideolojik derinlik ve örgütsel olgunluğa ulaşma noktasında yetersizlikler, zayıflıklar mevcuttur. Böyle bir gençlik bırakalım toplumun sorunlarını, kendi sorunlarını bile doğru tespit edemeyecek durumdadır. Bunlar önemlidir. Gençlik, tarihle buluşmayı, gerçek anlamda toplumla hesaplaşmayı günlük olarak bir görev olarak bilmeli ve görmelidir. Öyle ele almalıdır. O açıdan da gençliğin siyasal gelişmelere, siyasal süreçlere katılımına ve siyasal perspektifine oldukça önem biçiyoruz. Bu konuda Önder APO’nun ortaya koyduğu çözüm ve perspektifler yeterince kavratıcı, üreticidir. Gerçek anlamda pratikleştirilirse, gençliğin, kadının, tüm toplumun sorunlarını çözecek düzeydedir. Dolaysıyla ne Kürt Özgürlük Hareketi, ne kadın ne erkek, ne gençler ne de yaşlıların, yani bir bütünen Kürt toplumunun perspektifsizlik durumu yoktur. Tam tersi ciddi ve kapsamlı perspektiflere sahip bir halk ve harekettir. Bu hareket, Önderliğimizin bu mücadeleyi başlattığı günden bugüne kadar hep bu perspektif üzerinden yürümüştür. Bundan sonra da yürüyecektir. Kadın hareketimiz açısından siyasal perspektifi, amacı oldukça net, mücadele yöntemi oldukça kapsamlı, siyaset alanında da katılımı oldukça aktif bir durum söz konusudur. Eksik olan, bunun tüm kadınları kapsaması ve herkese kavratılmamasıdır. Eksik olan, ana tanrıça kültürünün mevcut kapitalist kültüre karşı halen ciddi bir alternatif kültür açığa çıkartmamış olmasıdır. Tabii ki bunlar eksik olan yanlardır. Binlerce şehidi, mahkûmu olan bir hareket için bu ciddi bir durumdur. Kürdistan’ın her dört parçası için de bu geçerli bir durumdur. PAJK gibi ideolojik bir partisiyle, toplumsal örgütlülüğü geliştiren, YJA Star kadın ordusuyla tüm dünyaya savaş açarak meydan okuyan kadının gerçek anlamda çözemeyeceği, hesap sormayacağı bir sorun yoktur. Dolaysıyla bu gücü, birikimi, örgütlülüğe, eyleme dönüştürmek oldukça önemlidir.

Kadın devrimi olmuştur, bunların tümü bir devrim niteliğindedir. Bütün işkencelere, Türk ordusunun saldırılarına, tutuklamalara rağmen, Kürt kadını kendi iradesini ortaya koymuştur. Bu, bundan sonra çok daha fazla da gelişecektir, gelişmesini de bekliyoruz. Dolaysıyla böyle bir dinamizme, böyle bir birikime sahiptir. Kadın hareketimiz, net bir perspektif ve kapsamlı projelerle amacını ortaya koymuştur ve koymaya da devam edecektir. Bu kadar bedel ödemiş bir hareketin, demokrasiye, eşit bir yaşama ihtiyacı her zamankinden daha fazla açığa çıkmış durumdadır. Çünkü binlerce şehidi, yaralısı, tutuklusu, kahramanı vardır. Dahası Rebêr APO’nun tarihi, kadın hareketimizin tarihidir.

Rebêr APO’nun kadın sorununa eğilmesi, sorunu çözümlemesi, kadını siyasete ortak etmesi, sosyalitesini bu düzeyde geliştirmesi, binlerce kadını özgürlük dağlarına çekmesi, en temel çözüm perspektifidir. Bu çözüm perspektifinin toplumla buluşturulmasının, tüm kadınlara ulaşmasının, hiçbir fark koymadan Kürdüyle, Arabıyla, Türküyle, Farsıyla tüm dünya kadınlarına mal edilmesinin, paylaşılmasının zemini güçlüdür. Kürt toplumundaki kadının yaşadığı acılar salt Kürt olduğu için değil, kadın olduğu içindir. Kadın sorunu tüm dünyada birbirine benzer ve ortaktır. Kadının yaşadığı bunalımlar dünyada benzerdir. Yaşadığı acılar, savaşlar birbirinden kopuk değildir. Çünkü en fazla emeği sömürülen kesim kadındır. Bu anlamda kadının buluşturulması, kadının birleştirilmesi, kadının gerçek anlamda gücünü açığa çıkartması, temel perspektif olmak durumundadır. Diğer biçimiyle, mevcut kapitalist sistem içerisinde kadının kapitalist kültürü bu kadar içselleştirilmesi, bu kültürle içselleşmesi, özünden uzaklaşmasıdır. Çünkü kapitalizm hiçbir insanın, hiçbir toplumun, hiçbir kadının sorununu çözmemiştir, günümüzde de çözmeyecektir. Kapitalist sistemde en temel çözüm, çözümsüzlüktür.

Rebêr APO’nun yoldaşı olma çizgisi, kazanacak olan çizgidir

Tüm kadınların, tüm gençliğin, tüm toplumun bir örgütlülük içerisinde kendilerini örgütlemeleri, kendi kimlikleri, dili, kültürü ve renkleriyle demokratik konfederal sistem içerisinde varlıklarını sürdürmeleri, alternatif bir güç haline gelmeleri, tüm sorunları çözecek esas güçtür. Toplumu sağlam temeller üzerinden dönüştürecek olan güç de, bu güçtür. Demokratik güçtür, bağımsız siyaset yaratma gücüdür. Bağımlı siyaset, kapitalist sistemin bir ürünüdür. Varlığı çok uzun vadeli olmadığı gibi, tabanı da çok sağlam değildir. Esasta günümüzde birçok sorunun çözümünün önündeki temel engel, eğitimsizliktir. Eğitimsizlik, doğru tercih gücünü ortaya çıkarmayı engellemektedir. Toplumun çok ciddi eğitim sorunları bulunmaktadır. Eğitimlerin veriliş biçimleri kendi başına ciddi sorunlar oluşturmaktadır. Salt tekniğe, internet, bilgisayar kültürüne dayalı, tarihten, toplumdan kopuk, son derece bireyselleştiren, maddileştiren, teknikleştiren bir eğitim sistemi mevcuttur. Bu, insanların, özellikle de kadınların ihtiyacını doğru anlamda karşılamamakta, doğru tercih koymayı engellemektedir. Bu anlamda ciddi bir eğitim sorunuyla karşı karşıya bulunmaktayız. İkinci bir sorun, örgütlülüktür. Yine kadın hareketi açısından tek bir insanın örgütsüz kalmaması, kendi sistemini kurması ve bunun içinde örgütlülüğünü oluşturması önem taşımaktadır. Siyasal, kültürel akademilerin, vakıfların, derneklerin, örgütlerin kurulması ve özgünlüklerin korunması, özgür tartışılmaların geliştirilmesi iradeyi geliştirir. Böylesi bir sistemi geliştirmek, dolaysıyla alternatif bir güç ortaya koyar.

Üçüncü bir ayak da, eylemselliktir. Eylemsellik, tüm saldırılara karşı kendini koruyacak, gücünü ortaya koyacak bir olgudur. Her olumsuzluğa, saldırıya karşı refleks gösterecek, tutum koyacak bir duruştur. Bu, hem askeri hem de siyasal cephede, gençlik ve kadının öncülüğünde geliştirilmesi gereken bir eylem sürecidir. Bu her militan, her demokrat, her sosyalist kişi ve örgüt açısından temel bir görev olmalıdır. Çünkü bu örgütlülük, eylemlilik, eğitim sorunları, salt bir kadın sorunu değildir, genel sorunlardır. Genel anlamda çözüm bekleyen sorunlardır. Bu üç olgu üzerinde ciddi anlamda yoğunlaşmak gerekmektedir. Kendimizi daha fazla güçlendirmemiz, bu konularda daha fazla bir bilinç kazanmamız gerekmektedir. Nitekim bilinçle yoğrulmayan bir örgütlülük çeteciliği aşmayacaktır, ciddi bir örgütlülük açığa çıkarmayacaktır, sistem yaratmayacaktır. Bilinci olmayanın nerde ne yapacağı çok belli olmayacaktır. Örgütlü olmayan dağılmaya, marjinalleşmeye, sisteme dâhil olmaya mahkûmdur. Eylemi olmayan, siyasal gücünü, etkinliğini açığa çıkaramayacaktır. Bu her üçayak üzerine çok ciddi bir yatırım yapmalıyız. Böyle olursa, Önderliğimizin durumunda da bir değişiklik gündeme gelir. Kürt sorununun çözümü noktasında da bir perspektif açığa çıkar. Kendi perspektifini kendisi yaratır. Diğer biçimiyle kapitalist sistemden ya da iktidarcı-devletçi sistemden, erkekten, devletten çözüm beklemek yanılgılı bir yaklaşım olur. Tarih bizlere bunların çözüm getirmediğini göstermiştir. Bundan sonra da çözüm getiremeyecekleri çok açıktır. Fakat çözüme zorlanılabilir. Bilinçlenme, örgütlenme, eyleme geçme, birbirine paraleldir, birbirini besleyendir. Bunlar, Önderliğimizin de en fazla üzerinde durduğu hususlar olmaktadır. Bizler açısından da hayati önem taşıyan konulardır. Bundan sonra da başta Kadın Hareketimiz olmak üzere, tüm kadınlar için eğitime, bilinçlenmeye, teorik, entelektüel ve örgütsel birikime önem verilmesi, bu güçle eyleme katılması son derece önemli ve kapsayıcıdır. Yoksa toplumla buluşması, bir hesaplaşma açığa çıkarmayacaktır. Ancak belirttiğimiz hususlar gerçekleştirilebilirse, tersi bir durum gelişir.

Binlerce fedaisi olan hareketimizin, açığa çıkardığı güçlü bir dinamik, birikim, sonuç ve hiç de küçümsenmeyecek kazanımları bulunmaktadır. Özellikle son süreçte hiçbir kaygı taşımadan mücadele yürüten, Kuzey'de ve Güney'de ciddi bir başarı gösteren hem Kadın Hareketi hem de genel anlamda Özgürlük Hareketimiz, bu siyasal sonuca, iradesel duruşa ulaşmıştır. Nudalar'ın, Gülbaharlar'ın, Rozalar'ın, Dîcleler'in, Nucanlar'ın direniş, kurtuluş ve militan çizgisi, gerçek anlamda Rebêr APO’nun yoldaşı olma çizgisi, kazanacak olan çizgidir. Bu direnişle, bu güçle sistem oluşturulabilir.

Biz elimiz kolumuz bağlı olarak oturup hadi barış olsun çağrısı yapamayız. Yani savaş mı barış mı tartışmasını bu aşamadan sonra yapamayız. Önderliğimizin sağlığı risk altındadır.  Bundan sonra olacaklardan Türk devleti sorumludur. Bir halkın onuruna bu kadar alçakça saldırılıyorsa, eğer bizde onurlu yaşamak istiyorsak, onurumuz varsa, bu halkın evladıysak tarihi görevimizi yapacağız. Bunun için ne gerekiyorsa yapacağız. Biz her türlü saldırıya karşı hazırlıklıyız. Karşımızdakinin zihniyetinin ne olduğunu bildiğimiz için, her yönlü kendimizi hazırladık.

Özgürlük Hareketimizin kültürü, direniş kültürüdür, kapitalizme en alternatif kültürdür, hatta panzehiridir. Bu direniş kültürüyle başarıya gidileceği kesindir. Dolaysıyla başaracak olan Kürt kadınıdır, Kürt gençliği, halkıdır. En başta da başaracak olan Rebêr APO’dur. Şehitlerimizin çizgisidir. Bu temelde başarıya ulaşacağımıza olan inancımız ve güvenimiz de sonsuzdur.

Şehit NALÎN MUŞ arkadaşın kaleminden…